Son dönemde karşılaştığım bir durum var; birkaç “muhalif kanalda” gündemde olan bir anket konuşuluyordu. Türkiye’de yaşanan yoksullaştırma operasyonundan en fazla etkilenen kesimlere yönelik yapılan “bugün seçim olsa” araştırmasında genel bir sonuca varılmıştı. Emekliler ve asgari ücretliler göz önüne alındığında, CHP birinci sırada yer alırken, zalim ve infazcı AKP’nin bu gerçeğe uygun bir düşüş içinde olmadığı görülmüyordu. Hele MHP ile birleşince iktidar bloku yine üstünlük kuruyordu.

Anket sonuçları, Türkiye’de düzen muhalefetinin bir alternatif olarak ortaya çıkıp çıkmadığını gösteriyor. Bu alternatifin halka güven vermesi önemli. Ancak, örgütlülüğün ve örgütlenme dinamiğinin gerilediği bir toplumda, örgütsüz ve mücadelesiz kitleler siyasete ilgisiz kalabiliyorlar. Halkın merak ettiği şey, neler yapılacağı ve nasıl yapılacağıdır.

Düzen muhalefetinin sorunların çözümü için sadece seçimi beklemesinin yetersiz olduğu aşikar. Yoksulluğun insanları günlük olarak etkilemesiyle, umutsuzluğa kapılanlar başka seçenekler ararlar. İktidar, bu durumu kullanarak biat edenleri ödüllendirme yoluna gidebilir. Halkın tamamını etkileyen bir konu olan antiemperyalizm konusunda ise düzen muhalefeti sükûnet ve uzlaşma öneriyor. Gericilikten hatta iktidarın tabanından bile sıkılanlar var ancak muhalefet kendini sadece statüko koruyucusu olarak konumlandırıyor.

Anketler genellikle gerçeği yansıtmazlar çünkü halkın not verme yetkisi sosyal bir karşılığı yok. Türkiye’nin en büyük sorunu ise yaygın politikleşme ile düşük örgütlülük arasındaki uyumsuzluktur. Mağdur ve memnuniyetsiz halk, kendi kimliğini bulmaya ve toplumsal mücadelenin bir parçası olmaya başladıkça gerçek değişim başlayacaktır. Bu süreçte örgütlü bir mücadeleye geçiş zor olabilir ancak düzen içi çözümlerin yetersiz olduğu aşikardır.